11 Nisan 2012 Çarşamba

OSMANLI BEYLİĞİ'NİN KURULUŞ AŞAMASINDA MANEVİ ŞAHSİYETLER


Gâziyân-ı Rûm ve Abdalân-ı Rûm
Yrd. Doç. Dr. Doğan YAVAŞ
            Osmanlı Beyliği’nin kuruluş aşamasında, Gâziyân-ı Rûm ve Abdalân-ı Rûm dediğimiz  manevi şahsiyetlerin önemli rolleri olduğu bilinmektedir. Abdal Musa, Abdal Murat, Doğlu Baba ve Geyikli Baba bu kimselerin en meşhurlarıdır fakat daha başkalarının olduğu da düşünülebilir. Kendisi hakkında en fazla bilgi sahibi olduğumuz Geyikli Baba hakkında, ilk devir Osmanlı tarihinde temel kaynak olarak alınan Âşık Paşazade şöyle demektedir, “… Fukarâdan Âşık Paşam hazreti ve Geyüklü Baba ve Yunus Emre ve Şeyh Tapduk Emre ve Ahî Evren ve Karaca Ahmed Sultan var idiVe bunlar kerâmetleri zâhir olmuş ve duâları müstecâb idi” dedikten sonra “İnegöl yöresinde, Keşiş Dağı’nın aralığında bir nice dervişler gelmişler anda makam dutmuşlar, içlerinde bir derviş var, bu dervişlerden ayrulur, varur dağlarda geyücekler ile yürür, Durgut Alp onu sever dâyim yanuna gelür, anun ile müsâhabet ider”  diyerek Geyikli Baba’yı anlatmaktadır.
            Orhan Gazi, defalarca adam gönderip kendisini çağırıp görüşmek istediğinde Geyikli Baba gelmemiş ve “…Sakın Orhan dahı gelmesün…” diye de tenbihlemiştir. Uzun zaman  geçtikten sonra bir gün Geyikli Baba, elinde bir çınar fidanıyla gelerek, şimdiki Tophane Orduevi yerinde bulunan Bey Sarayı’nın avlusuna bu fidanı dikmiştir. Koşup Orhan Gazi’ye haber verilince o da gelip bakmış ki fidan dikilmiş. Geyikli Baba, Orhan Bey’in soru sormasına fırsat vermeden “…Teberrükümüzdür, oldukça dervişlerin duası sana ve nesline makbuldür…” demiş ve hemen arkasının dönüp gitmiştir. Kendisinin arkasından onun mekânına giden Orhan Bey, “…Derviş! Bu İnegöl nevâhîsiyle senin olsun” deyince, derviş bunu kabul etmeyip “… Mülk ve mal hakkundur, ehline virür, biz ânun ehli değilüz” demesi üzerine, Orhan Bey çok rica edince “…Şu karşuda duran depecükden berisi dervişlerin havlısı olsun” demiş ve Orhan Gazi’ye hayır dua etmiştir.       
            Geyikli Baba vefat edince Orhan Gazi, onun üzerine bir türbe ve de zaviye inşa ettirmiştir. Bugün, Baba Sultan Köyü’nde cami ve hamamının yanında yeşillikler içindeki türbesinde yatmaktadır. Diktiği çınar ağacı da tahta geçen sultanlar tarafından itina ile muhafaza edilmiş ve son devire kadar varlığını korumuştur. Büyük ihtimalle Kavaklı Caddesi üzerinde bir yerde bulunuyordu. 
            Abdal Murat’ın, abdalân zümresinin ileri gelenlerinden olup hak rızası için gazâ edenlerden olduğu ve Bursa’nın kuşatılması esnasında gözcülük görevinde bulunduğu rivayet edilmektedir. Abdal Murat’ın da, Abdal Musa ve Geyikli baba gibi, halk arasında dolaşan bir menkıbesi vardır. Âşık Paşazade, “Fukarâdan Abdal Murad, Musa Baba, Pîr Mehmed Şüşterî vardır, bunların cem’îsinin kerâmâtı zâhir olmuş kişilerdi” demektedir. Abdal Murat’ın zaviyesini de Orhan Bey yaptırmıştır. Evliya Çelebi bu tekke hakkında “Tekye-i Abdal Murad, Bursa’ya havâle bir teferrücgâh, çemenzâr yirde vâki âsitâne-i âl-i abâdır … Aşk-ı ilâhî püryân sînesi uryân canlar vardır ki teferrüce uran kimesneye ez dil ü cân hizmet iderler, bu tekyeyi Orhan Gazi vakf eylemişdir, ehl-i ziyâret anda sohbet idüb ibâdet iderler” demektedir. 
            Ahşap çatılı olan zaviye ve türbe, tekke ve zâviyeler kapatılınca terk edilmiş durumda iken 1933 yılında yanarak ortadan kalkmış ve bu manevi şahsiyet tamamen unutulmuştur.
            Abdal Musa da Bursa fethinde bulunan ve tarihe geçen abdallar zümresindendir. Onun da Tapduk Emre ve Yunus Emre ile ilgisi olduğu anlaşılmaktadır. Orhan Bey ile savaşa giderken bir askerden başındaki börkünü istemiş ve onun giydiği börk herkes tarafından kabul edilerek yaygınlaşmıştır. Daha sonra yeniçerilerin Bektaşi tâcı dediği başlığın aslı işte bu Abdal Musa börküdür.
            Orhan Gazi Abdal Musa için de bir zaviye yaptığı kesindir. Daha sonra 2. Bayezid’in torunu Hançerli Sultan tarafından türbesi yenilenmiş, bir medrese ile bir de mektep inşa edilmiştir. Işıklar Askeri Lisesi civarında yer almakta olan bu yapılardan mektep, medrese ve cami yok olmuş, sadece caminin minaresi ayakta kalabilmiştir.
            Kırklardan olduğu söylenen Abdal Musa’nın, kor halinde bir ateşi pamuk içine sarıp Geyikli Baba’ya gönderdiği, karşılığında Geyikli Baba’dan bir kâse geyik sütü geldiği rivayeti pek meşhurdur.   
            Gazi Orhan Bey 1326 ve 1360 seneleri arasında beylik koltuğunda oturmuştur. Kendisinin ne kadar imarcı olduğunu anlamak için, otuz beş yıllık beyliği döneminde inşa ettirdiği eserlerin sayısının tam yüz otuz adet olduğunu bilmek yeterlidir.  Onun daha beylik döneminde ortaya koyduğu bu rakama çok sonraları, ancak torununun torunu olan Sultan 2. Murat zamanında ulaşılacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme