6 Nisan 2012 Cuma

BAYAT BOYUNUN BURSA ÇEVRESİNDEKİ İZLERİ

      
          Oğuzların sağ kolu olan Bozoklar’ın, Gün Han Oğulları’na bağlı büyük bir Türk boyudur. Ongunu (Totem) şahindir. Boyun adı; “devlet ve nimet sahibi” ya da “devleti ve nimeti bol” anlamına gelir. Bayatlar, cins atlar yetiştirmede namlıydılar! Bu nedenle adlarının “Bey-at” veya “Bey-atlı”sözcüğünden gelmiş olabileceğini de düşünüyorum! Türkiye ve İran’daki bazı ünlü ailelerin soyadlarının Beyat ve Beyatlı olması bu olasılığı düşünmemize neden oluyor.
            Birçok Oğuz hanı çıkartan boylardan biridir Bayatlar. Şölenlerde; “sağ karın yağrın” (sağ kürek kemiği) et payı olarak Bayatlar’a  aittir. Kaşgalı Mahmut’un; “Divan-ı Lügat’üt Türk” adlı yapıtında, Bayat boyuna 9. sırada yer verilmiştir.
            İslamiyetten önceki yıllarda; pek çok Oğuz boyu gibi Siriderya (Seyhun) boylarında ve kuzeyindeki bozkırlarda yaşam sürdürüyorlardı. O sıralarda Bayat Boyu’ndan Kara Hoca’nın oğlu olan “Korkut Ata”nın gözetimi altındaydılar. Dede Korkut; zeki, bilgili ve keramet sahibi olarak bilinir. “Ala atlı kiş tonlu” Kayı İnal Yavku ile ve de daha sonraki hükümdarlar zamanında çıkan birçok çetrefilli sorun, bunun çabaları sayesinde çözülmüştür. Kendisinin aslında 'Kam' (şaman) olduğu yolunda bilgiler de vardır.
            XI.yy.da, bir bölüm Bayatlar Selçuklu kağanlarının yönetiminde Horasan ve İran üzerinden Anadolu ve Suriye’nin kuzey yörelerine göç ettiler. Anadolu’ya gelenler uç bölgelere(sınırlara) yerleştirildiler. Göçerliği terk ederek yerleşik yaşamı seçtiler. Anadolu’nun orta bölümlerinde ve batısında yeni köyler kurdular. Bugün Anadolu’nun Adana, Hatay, Yozgat, Afyon ve Çorum gibi illerinde Bayat adındaki köy ve yer adlarına rastlamak mümkündür! Bunlar o ilk dönemdeki fetihlerden ve yerleşmelerden günümüze dek ulaşabilen kalıntılardır. Bir kısım isimler ve izler zaman içinde silinip gitmiştir.
            Hazar ötesinde kalanların bir bölümü de; XIII.yy.da Moğolların önünden kaçarak Doğu Anadolu, Irak ve Suriye’ye yerleştiler.
            XIV.yy.da Suriye’nin kuzey bölgelerinde, Beğdili ve Avşar boylarının yanı sıra Bayatlar da bulunuyordu. Bunlar yazın hayvanlarını otlatmak üzere İç Anadolu yaylalarına göç ederlerdi. Bu 3 boyun buradaki toplam mevcudu 40000 çadırı aşıyordu.
            Bayat boyu zaman zaman İran, Suriye ve Doğu Anadolu’da patlak veren siyasal olayların içinde yer aldı. Maraş ve Elbistan taraflarında hakimiyet kurmuş olan Dulkadıroğulları genelde Avşar ve Bayat boylarının desteğine dayanıyordu! Bunlar bu yörelerin Türkler tarafından iskanını sağlamışlardır. Dulkadıroğulları Beyliğini kuranlar da büyük ihtimalle bunlardır.
            Timur; Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra Anadolu’dan ayrılırken Yıldırım’ın isteğine uygun olarak, Bozok yöresindeki “Kara Tatarları”da yanında Semerkant taraflarına götürmüştür. XV.yy.ın ilk yıllarında bu Kara Tatarlar’ın terkettiği Yozgat çevresini Bozok boy ve oymakları yurt edindi. Bunların arasında çok sayıda Halep Türkmeni , Dulkadırlı oymağı ve Bayatlı da bulunuyordu. Buradaki Bayatlar kış aylarında Suriye taraflarında bulundukları için, “Şam Bayatı” olarak anıldılar.
            “Şam Bayatları”, bir kısım Akçalu (Ağçolu) ve Akçakoyunlu (Ağcakoyunlu) oymaklarının obaları ile birlikte,”Kaçar Türkmen Topluluğu”nu oluşturdular.
            İnaloğulları ve Gündüzlüler gibi boy ailelerinin de Avşar veya Bayat boylarından oldukları ifade edilir. Bunların etrafında önemli miktarda Bayat oymağı bulunuyordu. Boy içinde ağırlığı olan Bozcaoğulları ailesi bir Bayat bey oymağıdır. Bütün bu oymak ve obalar boyun kararlarında etkiliydiler.
            Halep Türkmenleri, Memlük emiri Çikem’in (Çekim) baskılarına ve tacizlerine dayanamayıp, 1406 da Akkoyunlu egemeni Kara Yülük Osman Bey’in yanına sığındılar. Bir süre sonra, Akkoyunlularla Memlükler arasındaki bir savaşta, Emir Çikem öldürüldü. Türkmen boyları yeniden Halep civarındaki eski topraklarına sahip oldular. Bayat ve Avşarlar, Uzun Hasan zamanında tam olarak Akkoyunlular'ın hizmetine girmiş bulunuyorlardı.
            Yozgat çevresinde kalan bir bölüm Şam Bayatı mensubu; buralarda köyler kurarak, yerleşik yaşama adım attılar. Diğer önemli bir Bayat kolu da, XV.yy.ın sonunda Akkoyunluların İran’ın yönetimini ele geçirmesi üzerine buralara göç ettiler. Bu geriye göç sırasında bunların bir bölümü Hemadan’ın güneyinde yer alan Kezzaz ve Girihrud taraflarını yurt tuttular. Bunların da bir kısmı, I. Abbas zamanında (1588-1629) Kuzey Azerbaycan’a gitmişlerdir.
            Bugün Anadolu’nun Çukurova, Yozgat, Çorum ve Afyon dolayları Bayatların en yoğun olduğu yerlerdir.

DAMGALAR NERELERDE VAR?

            24 Oğuz boyu içinde nüfusu en kalabalık olanlarından biridir. İçinden ‘bey’ çıkartan birkaç boy arasındadır.
            Yayılma alanı bugünkü Türkmenistan’dan Batı Anadolu’ya dek geniş bir coğrafi bölgeyi kapsar.
            Bayat Boyu Bursa çevresinde de birtakım etkinliklerde bulunmuş ve yaşam alanı bulmuştur. Bunu Bursa’da ve yakın çevresinde bulunan kendisine özgü damgalarından anlıyoruz! Şimdi bunlardan örnekler verelim:
             Bursa’nın merkezi bir yerinde bulunan Orhan Camii’nin yapım planı ‘yonca yaprağı’ şeklindedir Bu plan Bayat damgasına uymaktadır. Yıldırım ve Yeşil camilerinin planı da aynı şekildedir. Osmanlıların ilk devir yapılarında bu plan sıkça uygulanmıştır.
            Orhan Camii’nin girişindeki revaklarının ön yüzünün iki yanında tuğladan yapılmış süslemelerin içinde Bayat damgasına benzeyen imler bulunmaktadır. Bunların ilk yapılışta mı yoksa sonraki tamirat sırasında mı konduğunu bilemiyoruz! Ayrıca mihrabın iki tarafındaki süslemeler arasında Bayat damgasına benzeyen şekiller dikkat çeker. Bunların da orijinal olup olmadıklarını kestirmek zor!
            II. Murat Camii’nin cümle kapısından girişin sağ üst kısmında yatay bir mavi çini ile mermere kakılmış olarak çift taraflı ve girişin hemen sağ  tarafında yine çini üzerinde dikey bir Bayat damgası daha vardır.
            Muradiye Külliyesi içinde bulunan II. Bayezit’in eşlerinden Şirin Hatun’a ait türbenin kapısının üzerindeki mermere oyulmuş süslemeler de Bayat damgası şeklindedir.
            Muradiye Medresesi’nin giriş kapısının tam üst bölümünde yer alan bir dizi süslerdeki motifler Bayat boyu damgasını çağrıştırıyor.
            Külliyedeki tezyinatta kullanılan şekiller arasında, Oğuz boy ve oymak damgalarına benzeyen bir çok motif bulmak olasıdır.
            Yeşil Camii’nin batı duvarında yer alan bir kesme taş üzerinde, çiniden yapılma Bayat damgası şekli bulunmaktadır.
            Bu çeşit imlerin, Çelebi Sultan Mehmet’in türbe kapısı üzerinde kabartma olarak yapılmış olduğunu görüyoruz.
            Yıldırım Camii’nin dış revaklarının; sağ ve sol taraflarında çift taraflı birkaç Bayat damgası görülür. Başkaca çini bulunmayan yapıda, bunların bulunması, sanki o dönemde çininin ve Bayat boyunun önemini açıklıyor gibi! Bunlar Yeşil Camii’nin duvarındaki ile büyük benzerlikler gösterir.
            Zeyniler Camii’nin kıbleye bakan duvarına yerleştirilmiş bir mermer üzerine oyularak konmuş Bayat damgasını andıran bir im görülür. Bu ‘im’ aynı zamanda Eymür boy damgasını da anımsatıyor! Farkı yan çizgilerinin yukarıya doğru çıkıntılı olması, orta ve amut çizgisi üzerinde kabartmanın bulunmamasıdır.
            Nalbantoğlu Camii’nin giriş kapısının hemen üst tarafında mermere oyulmuş motifler de Bayat damgasına benzer.
            Bunları gördükten sonra; acaba Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Bayat Boyu da mı rol aldı? sorusunu sormaktan kendimizi alamıyoruz!
             Yukarıda bahsi geçen camilerin yapımında Bayat boyuna mensup ustaların çalıştığından mı, yoksa geleneksel bir motif olduğundan dolayı mı bu damganın buralara konulduğunu bilemiyoruz! Ancak bütün bunlar camilerin yapım ya da tamirat yıllarında Bayat boyunun Bursa’da etkili olduğunu düşündürüyor! Üstelik bu camilerin Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri mimari tarzında yapılmış olması, Bayatların o yıllarda buralara dek ulaştıklarını düşündürüyor! Öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı’nın Kuruluş Devri’nde Bursa’da Bayat boyuna mensup kişilerin(ustalar) yaşadığı izlenimi çıkıyor ortaya. O dönemde Bursa’da Konyalı ustaların bulunduğundan söz edilmesi, bu görüşümüzü destekliyor!.
            Eski halı ve kilim motifleri ile eski dokumalarda, eski örgü işlerinde Bayat boy damgasına rastlanır.
            Bursa’nın eski mezar taşları üzerinde laleye benzer motifler çok görülür. Bunlar Bayat boy damgasından başka bir şey değildir. Bu motifi çiniler ve çeşitli ev eşyaları üzerinde de görebiliyoruz! Türkler eskiden beri bitki motiflerini eşyalarının üzerine işlerler veya çizerler. Örneğin: Topkapı Sarayı’ndaki 10 nolu bohça ile 4 nolu yorgan yüzünde de laleye benzer motif vardır. Bazı mezar taşları üzerindekiler bunlardan biraz daha farklıdır. İnegöl’ün Kulaca köyünde bulunan bir Osmanlı sancağı üzerinde Bayat damgası yer almaktadır.
            Önceki bölümde de açıkladığımız üzere, Bursa Müzesi’nde 2259’’noda kayıtlı ahşap bir kavukluğun en tepesindeki süs, Bayat damgası şeklinde oyulmuştur,
            Bursa Müzesi’nin 2162 envanterinde 2262 numara ile kayıtlı bir kubbeye ait olduğu sanılan taş bir alem vardır. Bunun 2 yüzüne ‘Bayat’, 2 yüzüne de ‘Beğdili’ damgaları oyulmuştur. Bu alem genel görünümü ile’ Kayı’ damgasını da andırıyor! Bu alemin üzerindeki Bayat damgası, “Hünername’nin Gün Han Oğulları alametleri arasında, Kayığ’a ait olanını da hem aynı kitapta, hem Divan-ı Lügat-üt Türk’te ve hem de “Selçukname”de görürüz!
            Yeşil ve diğer camilerdeki çiniler üzerinde Bayat ve Kayığ damgalarına benzeyen motifleri çokça görüyoruz. Sık görülen diğer şekiller arasında ay ve yıldız da önemli bir yer tutar.
            1943 yılında Halkevi tarafından Bursa-Yeni Basımevi’nde bastırılan “Anadolu Damgaları” adlı kitabın yazarı A. Rıza Yalgın da yukarıda açıkladığımız konulara değinmiştir. O yıllarda köy köy dolaşarak yaptığı derlemeler, Oğuz boylarının yaşadığı yerler hakkında bize önemli bilgiler sağlamaktadır.
            Bursa’nın 15 km. kadar batısında yer alan Fodra/Alaaddinbey köyünde öküzlerin alınlarına vurulmuş olarak görülen 3 çatallı dal şeklindeki damga, Zeyniler Camii’nin kıble duvarında bulunan damganın aynısıdır. Bu Bayat damgasına benzeyen im Halim Balaban’a aittir. Bunun ne için yapıldığı sorulduğunda, Hayrettin Efe adlı köylü şöyle yanıtlar:
            “Efendim koca karılar bunu öküzün alnına katran ile çizerler. Bu damga tabak hastalığına şifa olduğu gibi nazar için de birebirdir” derler.
            Sözü edilen damga Orhun yazılarına benzediği gibi, Salgur damgasını da andırır!.
            IV.Murat, İznik’teki Eşrefoğlu Camii’ni ve türbesini Türk motifleriyle tezyin etmiştir.
            Buradaki hamamda da Bayat damgası şekli görülür.
            1487 ile 1573 yıllarına ait tahrirat defterlerinde Gemlik’in Engürücük köyüne bağlı “Bayat” adlı bir mezranın adı geçer. Bu mezranın yerinde daha sonraları büyük bir çiftlik kurulmuştur. Muratobalı merhum doktor Avni Domaniç ile Dışkaya köyünden Erol Demircan, burasının şimdiki Yeniköy'ün bulunduğu yerde olduğunu belirtiyorlar.
Hüseyin Genç / Araştırmacı-Yazar




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme